SIÇRAMA…
Hayal gücümün inanılmaz dünyasından evirip çevirmeceler yaşıyorum...
Hazırlıksız yakalandığım her şeye bugün tekrar merhaba dedim,hayatımdan bir türlü çıkaramadığım ,saplantılarıma,alışkanlık ve bağımlılıklarıma, yağan yağmurla günaydın dedim bu sabah.
İstanbul'un ve benim hiç keyfimiz yok bugünde ,o ne kadar soğuksa benim de bedenim bir o kadar soğuk,cesaretim sınırlarımı zorluyor,kendime ve bu hallerime şaşalıyorum...
Hep şaşırtmayı başardığım kendim,bir cıvıltının ortasından yere çakılıyor.Kaldırmak istemiyorum onu,cezalandırmak geçiyor içimden,derin bir dondurucuda bekletiyorum yalnızlıklarımı.Kimselerle bir türlü olamamanın kızgınlığını yaşıyorum bugün.Cevapsız bırakılan soruların peşinden koşuyorum,beni gelip benden almasını öğrenmiş minik şeytanıma bakıyorum bugün...
Usulca yanıma sokulu veren bu minik şeytan,egolarıma dokunmayı oldukça çok seviyor,onun dokunmasını seven bedenim, ruhumla bu konuda hem fikir oluyor.Kafamın içindekiler bir oraya bir buraya fırlatıp,savuruyor beni.
Tehlikeli bir oyun başlıyor benimle,zihnim,
bedenimle,kalbim,
ruhumla bildiklerim arasında ve
dans ediyor hepsi benimle bugün,önceden bildiğim bu derin mevzu içinde sıçramaya başlıyorum.İşte sıçramaların belki de en yükseğine atlamaya izin veriyorum bugün...
İzin veriyorum bugün uzaklarda gibi görünen tüm yakınlamalarımın,yanıma uğramasına,dokunmasına ve sızlanmasına izin veriyorum bugün...
Gece yarısına kadar sürdüreceğim bu oyunun baş kahramanı oluyorum bugün...
Tüm baş kahramanların şerefine,saygıyla eğiliyorum bugün...
İŞTE BUGÜN....
04.11.2009-İstanbul ve ben...
Hayal gücümün inanılmaz dünyasından evirip çevirmeceler yaşıyorum...
Hazırlıksız yakalandığım her şeye bugün tekrar merhaba dedim,hayatımdan bir türlü çıkaramadığım ,saplantılarıma,alışkanlık ve bağımlılıklarıma, yağan yağmurla günaydın dedim bu sabah.
İstanbul'un ve benim hiç keyfimiz yok bugünde ,o ne kadar soğuksa benim de bedenim bir o kadar soğuk,cesaretim sınırlarımı zorluyor,kendime ve bu hallerime şaşalıyorum...
Hep şaşırtmayı başardığım kendim,bir cıvıltının ortasından yere çakılıyor.Kaldırmak istemiyorum onu,cezalandırmak geçiyor içimden,derin bir dondurucuda bekletiyorum yalnızlıklarımı.Kimselerle bir türlü olamamanın kızgınlığını yaşıyorum bugün.Cevapsız bırakılan soruların peşinden koşuyorum,beni gelip benden almasını öğrenmiş minik şeytanıma bakıyorum bugün...
Usulca yanıma sokulu veren bu minik şeytan,egolarıma dokunmayı oldukça çok seviyor,onun dokunmasını seven bedenim, ruhumla bu konuda hem fikir oluyor.Kafamın içindekiler bir oraya bir buraya fırlatıp,savuruyor beni.
Tehlikeli bir oyun başlıyor benimle,zihnim,
bedenimle,kalbim,
ruhumla bildiklerim arasında ve
dans ediyor hepsi benimle bugün,önceden bildiğim bu derin mevzu içinde sıçramaya başlıyorum.İşte sıçramaların belki de en yükseğine atlamaya izin veriyorum bugün...
İzin veriyorum bugün uzaklarda gibi görünen tüm yakınlamalarımın,yanıma uğramasına,dokunmasına ve sızlanmasına izin veriyorum bugün...
Gece yarısına kadar sürdüreceğim bu oyunun baş kahramanı oluyorum bugün...
Tüm baş kahramanların şerefine,saygıyla eğiliyorum bugün...
İŞTE BUGÜN....
04.11.2009-İstanbul ve ben...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder