29 Ekim 2009 Perşembe

Ayşegül'ün içi acımış....


Bugün ara içim acıdı ne olduğunu anlamadan ısırı verdi uzaklardan bir şeyler…
Güneş batmak üzere,iri ve koyu lacivert cüssesiyle evimin önünden salınarak geçen ve utanmadan su üzerinde ki ağırlığını hafifleten bir aşiftenin kalçalarını sallayarak geçişi gibi,sallıyor koca gemi,iri pervanesini pervasızca sallıyor, süzülüyor. Yarı hayranlık uyandıran bu yüreklilik hoşuma gidiyor,tıngırdayan tahta borular birbirine çarparak sesleniyor bana,kağıttan gemiler geçiyor her gün bu saatlerde,hiç bitmeyen bir geliş gidiş içinde. Ve ben beni ısıran şeyin nerden geldiğimi dinliyorum kısıkça,iç sesimin sesini kısmadan,dış dünyada olup bitenlere son veriyorum şimdi. Kesiyorum yavaşca beni bağlayanları ve balon harekete geçiyor.
Kafamın içi kocaman bir balon,uçuyor,kayıyor zamanın dansında…

Gidişler var,zik zaklar çizerek içinde dolaştığım bir bahçem var artık,dalgaların sesini duyabilen kulaklarım,beyaz ışıl ışıl yüzüyle bir ay var tam karşımda,aşağı sokakta çalan bir hint ezgisi var. Kulaçlarca derinlere açılmak isteyen bir bedenim var,arkamı dönüp kollamadan gitmek istediğim bir yer. Bildiğim ama bilmezden geldiğim bir sevgilim var,yaz sıcağına eşlik eden bir bardak naneli limonatam var,çıtını çıkarmadan oturan desenler,leke leke,halka halka,kıskıvrak. Aşk var belki de içerlerde bir yerlerde,kendini özel hissettiren birileri var,aşk egom var,bu aralar kilo almaya başlayan bir havası var,yüzü aydınlık,serin ve naneli…
Bugün kendimi anlatırken evrene bir bir,seni kattım senler olarak aramıza,girip öylece oturu verdin tam karşımda,gülümsedin küçük bir korku ile,kızgınlık kalmadı beni görünce,yelkenler suya indi. Beyaz kaplan olup yürümeye koyuldun benim yanımda,bazen bir çocuk gibi bazen bir yetişkin gibi. Tanık oldun yaşadıklarıma,sakınmadan paylaştım seninle kendi aramda olup bitenleri. Sataşmadan uslu durdum bu kez yanında,kızdırmadım beklentilerini,sen nasıl istersen böyle oldum,sen nasıl düşlersen ben onu kattım ruhuma,sen nasıl istersen hep öyle oldu. Şikayetçi değilim bu durumumdan çünkü biliyorum ki bana istediklerimi veriyorsun,ruhundan içeri girip bakmama izin vermene,ona dokunmama ve onunla zıplamama izin veriyorsun. Ben,artık seni sevdiğimi biliyorum ya sen?
Güneş batamadı,salınıyor boğazın sularında,bu yaz sıcağının tam ortasında,utanmadan kıçını yaymış keyif yapıyor. Kalkıp gitme zamanı gelmedi mi,neler oluyor,akşam olması gerekmez miydi? Yıldızlar düşmeliydi kitabımın kapağına,iyi ama nerde?


23.temmuz.2009

Hiç yorum yok: