Oysa ne kadar da şanslı hissetmiştim kendimi konservatuvar sınavlarını kazandığımda. Sekiz yüz kişi arasından seçilerek herşeye başlangıç yaptığımda,ne kadar da rüya dolu bir başlangıca adım attığımı,azimle çalışırken,kabaca çıkarttığım roller üzerine düşündürürken beni hocalarım,ne kadar da zorlanmıştım. Bir karakter yaratmanın ne kadar sancıları olduğunu garip psikolojik süreçleri ile tanırken, oynayacağım rolle ne kadar da yakınlaşıp onun içinde kaybolmalarımı ne kadar da ciddiye almıştım. Bugün işsiz geçirdiğim altıncı ayın içinde,evimde oturup düşünürken tüm bunları ,ne kadar da özenle geçirdiğim öğrencilik yıllarıma şimdi hafif bir ironi ile yaklaşıyordum. Herkesin kolayca bu mesleği sahiplenmesine şaşıp bakıyordum.
Tanıştığım her insanın neredeyse yüzde yetmişinin ben de oyuncuyum demesine artık şaşmıyordum. Güzel bir yüzü olan,tanıdık yönetmen ya da yapımcı flörtleri olan kadınların umarsızca,ben de oyuncuyum demesine alışmıştım artık. Ağzımı açıp dilimin ucuna bile almıyordum oyunculuk sanatını. Ne?Sanat mı? İri ve yuvarlak kalçaların,tek bir tornadan çıkmış gibi olan düz,fönlü,çeşit çeşit boyalı kadınların nasıl da gururlanarak kendilerini meslektaş saymalarına içerlemiyordum artık. Elimi oynatsam oyuncuya çarpıyordum bu memlekette.
Meğerse boşuna okumuşum düşüncesini bana işleyen tüm çakma oyunculara karşı direncimi kaybetmiş durumdaydım.
Tiyatro Sanatı ile para kazanmanın mümkün olmayacağını bana her defasında öğreten bu muhterem şahıslar içinde,kendimi yersiz yurtsuz,terk edilmiş bir aktirist olarak görmeye başlamıştım bile. Bağışıklık sistemin gün geçtikçe bu konuda zayıflıyordu.
Şaşmak,şaşa kalıp bakmak tüm oyuncuyum diyen muhterem ve muhteşem yetenekli bireylere,bu sanatı nasıl da kalçalarında,yapılı kalkık burunlarında ve egolarında nasılda şişirip övündüklerine bakmak,baka kalmakla geçti altı kocaman ayım.
Bugün karar verdim oyuncuyum dememeye,henüz bir dizi de on altıncı sırada bile bir rol alamamanın oyunculuk yetersizliği ile eşleştirildiğim oyuncular tarafından,haddimi bilip susup oturmayı tercih ettim.
Oysa ne kadar da heyecanlanmıştım konservatuvara başladığım ilk gün,safça,tüm iyi niyet ve çabalarımla,usta hocalarımdan aldığım eğitimle yetişmeye ve bu alanda kendimi geliştirmek için nasıl da emekler harcadığıma bakıyordum,alaylı bir dil ve zihinle...
Ayşegül iş arıyor belki de yeni bir meslek arıyor kendine,kimsenin cesaret edip söyleyemeyeceği bir mesleği aramaya karar verdi bu gece...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder