
Aşk kadının belası,erkeğin apış arasıdır derdi babaannem,sakın aşık falan olma Ayşegül,sen kaldıramazsın,yıpranırsın,için acır,kalbini sızlatır. Gerek yok,ben dedene aşık falan değildim ama sevdim ve saygı duydum çocuklarımın babası,benim de zaman zaman atam,dedem oldu.Başını omzuna dayadığım dağ oldu,aşkta yapamazsın bunları,aşk acıdır nedenini bilmediğin bir sızıntıdır.Senden başka kimse tamir edemez,musluklarının cıvataları oynadımı,gevşedimi bir kere,kimse senden başka sıkıştıramaz derdi babaannem...
Gevşeyen cıvataları sıkıştırma zamanı bugün dedi Ayşegül.Sabahın köründe,kargalar bile kahvaltısını etmeden uyandı,yüzüne soğuk sularla yıkadı,biraz daha dayanmak için güç istedi evrenden.Aynada baktığı kendine,bir kaç nasihat etti Ayşegül bugün...
Sen misin bir tek bunalan,sen misin bir tek yaralar alan bu yaşamda dedi.İçini hiç öfke ve kin tutmamıştı oysa ki,kızgınlıkta yoktu belki ama nedenini bile bilmediği bir ağrı vardı kalbinde.Sadece yalnız hissediyordu kendini Ayşegül,kalabalıkta bile yalnız.Bu koca şehirin sokaklarında dolaşırken,onu alıp götüren vapurun direğine tırmandı zihninde.Koy vermek istemişti herşeyleri,sorumlulukları taşımak ağır gelmişti.Öyle ya,o bir masal kahramanıydı,nasıl yaşayabilirdi ki gerçeklerin ortasında.Biri gelip onu masalına koymalıydı,mesela Ayşegül tatilde ya da Ayşegül bale yapıyor sayfasına...
Oysa ki Ayşegül ne kadar da mutluydu masal kitaplarında...
Bugün sabah tekrar ayağa kalktı Ayşegül,önüne geçen engellere,ona verilen bu sınavda nasıl geçer not alması gerektiğine baktı bir kez daha...
Fazla duygusal olmanın ona kaybettirdiklerine baktı bir kez daha ve yemin etti bir daha vicdanlı olmayacağına,etrafında sürekli yalanlarla yaşayanlara baktı,onların dünyasında ki kocaman,sevgisiz yalanlara baktı.Herşeyi para sananların garip telaşlarına baktı.Ölüme baktı bu sabah,ölümün soğuk yüzüne baktı aynada,kanayan kalbine bir kez daha pansuman yaptı Ayşegül bu sabah...
Gevşeyen cıvataları sıkıştırma zamanı bugün dedi Ayşegül.Sabahın köründe,kargalar bile kahvaltısını etmeden uyandı,yüzüne soğuk sularla yıkadı,biraz daha dayanmak için güç istedi evrenden.Aynada baktığı kendine,bir kaç nasihat etti Ayşegül bugün...
Sen misin bir tek bunalan,sen misin bir tek yaralar alan bu yaşamda dedi.İçini hiç öfke ve kin tutmamıştı oysa ki,kızgınlıkta yoktu belki ama nedenini bile bilmediği bir ağrı vardı kalbinde.Sadece yalnız hissediyordu kendini Ayşegül,kalabalıkta bile yalnız.Bu koca şehirin sokaklarında dolaşırken,onu alıp götüren vapurun direğine tırmandı zihninde.Koy vermek istemişti herşeyleri,sorumlulukları taşımak ağır gelmişti.Öyle ya,o bir masal kahramanıydı,nasıl yaşayabilirdi ki gerçeklerin ortasında.Biri gelip onu masalına koymalıydı,mesela Ayşegül tatilde ya da Ayşegül bale yapıyor sayfasına...
Oysa ki Ayşegül ne kadar da mutluydu masal kitaplarında...
Bugün sabah tekrar ayağa kalktı Ayşegül,önüne geçen engellere,ona verilen bu sınavda nasıl geçer not alması gerektiğine baktı bir kez daha...
Fazla duygusal olmanın ona kaybettirdiklerine baktı bir kez daha ve yemin etti bir daha vicdanlı olmayacağına,etrafında sürekli yalanlarla yaşayanlara baktı,onların dünyasında ki kocaman,sevgisiz yalanlara baktı.Herşeyi para sananların garip telaşlarına baktı.Ölüme baktı bu sabah,ölümün soğuk yüzüne baktı aynada,kanayan kalbine bir kez daha pansuman yaptı Ayşegül bu sabah...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder