29 Ekim 2009 Perşembe


CAN YIKINTISI…

Düşünüyor…

Mutsuzluğumuzun farkına vardığımız zaman göz yaşları kaçınılmazdır,ıslatmamaya özen gösterircesine akan yaşlar,mutsuzluk sancımalarıdır. Kıvranıp,dolanıp çözülmeye çalışarak esnediğiniz an,kafanızda ki her şey sizinle birlikte akmaya başlar. Bir şelale gibi akmak
İçinde iltihap olmuş bu cılk yaranın akmasını sağlamak,salıvermesini izlemek,acıların akıtarak,kabuğundan sıyrılmaya çalışan bir yılan misali kalıvermek acıtanların ortasında…
Acıtanlar,acıtmaya çalışıp başaramayanlar,içlerde bir yerlerde gizlenmiş yarayı tedavi etmeye çalışanlar,bir kez olsun korkmadan,yürekli bakabilenler, içindekilerin renklerinden,kurtulmak sıyrılıp çıkartmak için didinip dururlar. Sonra gerçekten durduklarının,orada öylece kalakalı verdiklerinin resmini bulurlar işte o an,acı başlar. Ezilen kalp,sıkılan ruh,sıkışmış zihin…

Farkındalık…

Canım acıyor diyebilmek,utanmadan belki de hiç sıkılmadan,bir çocuk neşesinde yırtılıp uzaklaşmak,can acıtanlardan. Büyük bir süreklilik akıntısında,heyecanla yüzen yüreğim,engel tanımadan akmaya çalışıyor. Canımın acıntısı için söylediğim bir sürü şeye takılıp kalıyorum,onu,onları,bizi,sizleri anlatmaya çalışıyorum. Sapkınlıklar peşinde koşmaya çalışan,suç işlemeyi seven küçük egom,kafasını havala kaldırıp,haykırmak istiyor tüm yaramazlıklarına bir yenisini daha eklemek istiyor, bu repertuarının bir köşesine dik açılar kurmak istiyor,yüz seksen derecede yayılmak istiyor bedenim…
Akan zamanı yakalıyı veriyorum bir çırpıda,farkına varabilerek ayakta kalmaya çalışıyorum. Bana konuşturdukları her yaşamın inceliklerine ve yoluna bakıyorum. Bitmek üzere olan yolun sonunda,karışmış aklım ve avucumda tek başına kalmış yüreğime bakıyorum. Canım acımaya başlıyor tekrar tekrar…

Yineleme…

Ben ve benimle takılıp peşime gelenler,ben istemesem de zihnimle gelenler,çıkmaya çalışan düşünceler,sayfalarda akıp giden üretimler. Bir kalem bir kağıt ve boyalardan dökülenler,farkındalığı hissettirerek adı Sanem olan,Ayşe olan,Gül olan,Zehra olan kadınlar. Zihnin yumaklanmalarını çözmek için binlerce erkek kullanan,adına ilişki verilen açmazın içine girip,su yutuverenler. Boğulmakla,kurtulmak arasında gidip gelenler,cesaretine güvenenler,cesaretini hiç bilmeyenler. Birbirinin içine yumaklanmış düşüncelerle tozlanmış raflarla yıllardır silinip silinip kederlenenler…




Hiç yorum yok: